top of page

Kar

  • Yazarın fotoğrafı: Ahmet Yagci
    Ahmet Yagci
  • 1 Oca
  • 4 dakikada okunur

01.01.2026


Her şey kızımın “Çok kar yağıyor” diye bağırmasıyla başladı. Her zaman olduğu gibi sakince koltuğa yerleşmiş, yeni yılda okumayı planladığım kitapları karıştırıyordum. Son yıllarda kar, kış mevsiminde bile olsa çok fazla yağmadığı için eksikliği hissedilir olmuştu. Kar yalnızca kendisi istediğinde bize geliyordu. Bir açıdan kendisini haklı görüyordu aslında. İnsanoğlu eskiden geldiğinde kendisini heyecanla kabul ediyor, sobaların insanın içine işlercesine ısıttığı odaların pencerelerinin kenarında toplanan insanların meraklı bakışları ile hiç de acele etmeden yeryüzüne iniyor ve kendinden geçerek toprağa kavuşuyordu. Üşüyüp hasta olmamaları için lahana gibi kat kat giydirilen çocukların elleri ona özenle dokunuyor, toplanan parçalarından kardan adamlar yapılıyordu. Kar, adeta kardan adamlar sayesinde kendisini deneyimliyordu. Şimdilerde ise çoğu insanın içerisinde herhangi bir coşku yaratamadığının da farkındaydı. Ona göre insanoğlu yalnızca kendisinin içinde bir yerlerde ruh olduğunu sanıyor, içindeki ıslah edemediği egosu ile kendisini dünyanın efendisi kabul ediyordu. Her geçen yıl karın içinde de toprağa kavuşma arzusu azalıyordu sanki.


Pencere kenarına gelip yoğun kar yağışını ilk gördüğümde içimi bir telaş kapladı. Birkaç dakika sonra azalıp kayboluverecekmiş gibi hissettiğim için panikledim. Yeni bir yılın ilk gününde yağması her zaman çok özeldi. Sanki bu yıl bize özel bir mesaj iletmek istiyor gibiydi. İnsanoğlu her yeni gelen yılı coşku ve heyecanla karşılıyor, bir yılı daha hayatında uğurlarken beklentilerini karşılamasını beklediği o yeni yıla umut bağlıyordu. Yeni bir yıla girmek hayatlarımızda yalnızca bir takvim değişikliği değil, bilincin de yeniden ayarlanmasıdır. Bizlere verilen niyetlerimizi temizleme fırsatıdır. Temizlenen niyetler ile yeni ışıklar ancak insanın içine işleyebilir. Kuantum alanında her an var olan sonsuz olasılıklardan insan hayatına hangisini gözlemleyerek dahil edeceğine karar verir. Gökyüzündeki bulutların koyu gri renginden karın yılın ilk gününde bizi hemen terk etmeyeceğini anladım. Kendimi bahçeye atıp farklı fotoğraf ve video kareleri yakaladım. İçimi sonsuz bir huzur kapladı sanki. İnsanın zamanın durduğunu hissettiği anlardan birisiydi. Yalnızca böyle anlarda insanoğlu kendisini esir alan zihnin esaretinden kurtularak özüne, yani bilincine dönebiliyor, yalnızca böyle anlarda duymasa da görmese de var olduğunu hissedebiliyordu. Doğrusunu söylemek gerekirse zaman aslında hiç yoktu. İnsanoğlunun hangi kararı neden verdiğini deneyimlemesi için evrende var edilmiş bir yanılgıdan ibaretti. Bahçede üşüdüğümü hissettim ve kendime geldim. Üşümek duygusundan kaçar dururuz. Oysa arada üşümek iyi gelir insana. Sıcağın bir değeri kalır mıydı üşümek olmasa?


İçimdeki heyecanı dizginlemek biraz zaman aldı. Otomatik pilota bağlamış gibi hiç düşünmeden mutfağa girdim ve elim kahve kavanozuna ulaştı. Kapağını açtıktan sonra yine oto pilotta kahveyi kokladım. Mis gibi konusunu içime çektim. Kahveyi kendim demleyeceksem mutlaka önce bir koklarım ve içimi bir minnet duygusu kaplar. Tadın bir değeri olur muydu koklamak olmasa? Kahvenin demlenmesi çok uzun sürmedi. Özenle bir fincanın içine koyduğum kahvemi alarak pencerenin kenarına oturdum. Neyse ki gitmemişti kar. Lapa lapa yağmaya devam ediyordu. Dışarıyı dikkatle gözlemlemeye çalıştım. Kar toprağın ve arabaların üzeri tamamen örtmüş, ağaçların yapraklarının üzerini ince bir tabaka kaplamış, görüş alanımdaki her şey nerdeyse beyaza bürünmüştü. Gözlerim gökyüzüne kaydı. Kar taneleri kendisini taşıyan koyu renk bulutlardan yeryüzüne kimi hızlı kimi yavaş kimi sağa kimi de sola dönerek inmenin keyfini sürüyor gibiydi. Aklıma oturduğumuz sitenin gerçek sahipleri olan kediler geldi. Onları göremeyince huzursuz oldum. Acaba nereye saklanmışlardı diye aklımdan geçerken içlerinden siyah bir kedi hızla kar tabakasının üzerinde bata çıka bir yöne doğru koştu ve gözlerden kayboldu. Sitedeki kedilerin renkleri sarı, gri, beyaz ve siyah farklı renklerde olsa da sanki içlerinden beyaz kar tabakasına en yakışanı olan siyah renkli kediyi temsilci seçip yiyecek aramak üzere göndermiş gibiydiler. Evimizin karşısındaki alışveriş merkezi tamamen kaybolmuş ve varlık sahnesinden silinmiş gibiydi. Artan yoğunluğu ile kar her yeri esir almıştı. İçinde bulunduğum anı en derinden hissetmeye çalıştım. Kar bize bazen biraz durmamız gerektiği mesajını iletir gibiydi. Kısa bir süre olsa da hiçbir şey yapmadan yalnızca karı izlemeye çalıştım ve aslında ne kadar zorlandığımı hissettim. Giderek artan hayatın hızı bizi sürekli koşmaya zorunlu kılıyor. Genellikle sanki sürekli bir şeyler yapmak gerek gibi hissediyorum. Herhangi bir işle meşgul olmadığımda ise huzursuz olurum. Oysa gerçek huzuru kendimizi hayatın akışına bıraktığımızda elde edebileceğimizi de unuttuk. Bir düşünsek biraz, birazdan karlı gökyüzünün yerini güneşli bir gökyüzüne bırakmasıyla yeniden ortaya çıkacak martıların kanat çırpışları, üzerine düşen kar tanelerini şükür ile karşılayan gülün yaprakları, gökyüzü, saklandıkları yerlerden yiyecek aramak için çıkan kediler ve daha niceleri. Hepsi telaşsızca kendilerini teslim etmişler varoluşa. Herhangi bir endişe görebilir misin bir köpeğin gözlerinde? Endişe etmek Yaradan’ın işi berbat edeceğini düşünmek değildir de nedir?


Yeni bir yıl bize değişmemiz gerektiğini hatırlatırcasına karla geldi bu sene. Evde ise herkesin derdi farklı. Ben iflah olmaz bir hayalperest olarak bu satırları yazmanın derdine düşmüşken, kızım okulun sınavlarına hazırlanıyor, her daim evimizi bir yuva haline getiren eşim ise günü planlıyordu. Kar birkaç saatliğine günümüze eşlik etse gün uzunca bir zamandı ve yapılması gereken işler vardı. Bir evin huzuru bu işlerin düzen içerisinde devamlılığı ile mümkündü. Ben ise kendimi adeta günlük işlerden kaçan bir çocuk gibi kara teslim etmiştim. Yeni yılın ilk saatlerinde kısa bir süre için de olsa gerçek dünyanın işlerinden kendimi azat ederek hayal dünyamın içine sığınma fırsatı bulmuştum.


Kar yağışı bitti. Hava biraz açıldı. Gökyüzü berraklaştı. Karşı tepedeki evler ve alışveriş merkezi tekrar varlık sahnesine döndüler. Yağan kar ile gelen sessizlik yerini köpeklerin havlamasına bıraktı. Martılar tekrar uçmaya durdu ve sitenin müdavimlerinden yeşil renk papağanlar ötmeye başladılar. Kahve fincanının dibinde az bir miktar kalan ve soğuyan kahvenin kokusu içeriye yayılmaya yetmiyor. Geride kalan ise yalnızca bu satırlar.

 
 
 

Yorumlar


IMG_3093.JPG

Ruhlarınız şarkı söylerse eğer, hayat sizleri dansa kaldıracaktır. 

Gelin beni yakından tanıyın :)

Let the posts
come to you.

Thanks for submitting!

Let me know what's on your mind

Thanks for submitting!

© 2023 by Turning Heads. Proudly created with Wix.com

bottom of page